Oyunlardaki Ünlü Güzeller

31 12 2009

Önceki yazımda, ünlü simaların oyun dünyasında iyice boy göstermesine ve bazı nedenlerine kısaca değinmiştim. Bu bağlamda oyunlar içinde sesi, görüntüsü veya her iki şekilde de yer alan güzel yıldızlara yer vermiştim. Brooke Burke, Holly Valance, Kristen Bell, Megan Fox ve Tricia Helfer�dan bahsetmiştim. Yazının devamında diğer isimlere de göz atalım.

Eliza Dushku

Eliza Dushku aslında oldukça tanıdık bir isim. Daha önce birçok dizide ve filmde karşımıza çıkmıştı. Dushku�yu ülkemiz televizyonlarında da yayınlanan Buffy the Vampire Slayer ve Angel dizilerinde, çılgın vampir avcısı Faith rolünde izlemiştik. Tru Calling�te Tru Davies�i iki sezon boyunca canlandırdı. Halen devam etmekte olan Dollhouse dizisinde de başrolde oynuyor. 1980, Boston doğumlu güzel aktris oyun dünyasına da aslında yabancı değil. X360 ve PS3 için piyasaya sürülen WET�te başkarakter Rubi Malone�ın kendisiydi. 2009�da piyasaya sürülen Buffy the Vampire Slayer: Sacrifice ile 2003�te yayınlanan Buffy the Vampire Slayer: Chaos Bleeds�te Faith olarak sesiyle katkıda bulundu. Saints Row 2�de Shaundi�yi ve daha öncede Ryû ga gotoku yani bilinen adıyla Yakuza�da Yumi�yi seslendirdi. Eliza Dushku bu aralar The Perfect Moment isimli filme yoğunlaşmış durumda. Eğer WET�in bir filmi yapılırsa bununla ilgilenebileceğini de dile getirmişti.





Deus Ex 3

31 12 2009

Cyberpunk atmosferini harika bir şekilde sunan Deus Ex, özellikle ilk oyunuyla büyük bir sükse yapmıştı. Devam yapımı derken sıra sonunda Deus Ex 3e geldi. Bir süredir geliştirme aşamasında olan üçüncü oyunla ilgili bazı ayrıntılar karanlıkta kalmıştı. Daha önceki yazımızda genel olarak bilgiler vermiştik. Zamanla yeni detaylar ortaya çıkmaya başladı. İsterseniz bu bilgilere de göz atalım.

Süper insan

Deus Ex serisinde karakterlerin üstünde belirli modifikasyonlar yapılıyordu. Bunlar insanüstü yetenekler sağlıyordu. Önceki iki oyunda bu yetenekler nanorobotik yapı üstüne odaklanmıştı. Üçüncü yapım mekanik geliştirmeleri kapsıyor. Bunlar dört ana sınıf içinde işlenecek: Combat, Social, Stealth ve Technology. Yeteneklerin her birinin bize sağladığı avantajlar farklı olacak. Mesela karakterimiz aynı anda dört tane düşmanı öldürebilecek. Fakat geliştirmelerin tam olarak neler oldukları ve diğer detayları henüz açıklanmış değil.

Deus Ex 3, Crystal Dynamics’in Tomb Raider için geliştirdiği Crystal Engine’ı kullanıyor.” Oyun içinde birçok farklı düşmanla kapışacağız. Düşmanlarımız belirli takımlar olarak bize koordineli bir şekilde saldıracak. Takımın bir lideri olacak ki, asıl noktayı bu lider oluşturuyor. Yanındaki adamları yönlendiriyorlar. Eğer lideri öldürürseniz, takım düzensizlik içine düşecek. Bu durum bizim lehimize işleyecek.





King’s Bounty: Armored Princess

31 12 2009

Yerliler, davetsiz misafirleri sevmezler
NSIST nVidia
Kings Bounty ilk olarak, 90lı yılların başında RPG oyunlarının en ateşli zamanlarında ortaya çıkmış, benzerlerinden farklı olan oynanabilirliği ve RPG yapısının kendine özgü tarzıyla dikkatleri çekmeyi başarmıştı. RPG ve sıra tabanlı strateji türlerinden biri olan Heroes of Might & Magicten hoşlanıyorsanız, Kings Bounty: Armored Princessı da beğeneceğinizi düşünüyorum.

Yapımın hikayesinden kısaca bahsedelim. Armored Princesta Prenses Amelieyi kontrol ediyoruz. Amelienin amacı, adı efsaneleşmiş bir şövalye ile şövalyenin hocası Bill Gilbertı bulmak. Tabii ki bu durum kolay değil. Amelie, Teana topraklarında dolanırken birçok tehlikeyle burun buruna geliyor.

“Yapımda atımızı Pegasus’a dönüştürebiliriz.”

Kings Bounty: Armored Princesin menüsü basit, ama güzel hazırlanmış. Oyuna ilk adımı atmamızla birlikte bizden savaşçımızın dahil olacağı sınıfı, adını, takma ismini, zorluk seçeneklerini ve amblemi seçmemiz isteniyor. Yapımda: Warior (Savaşçı), Paladin ve Mage (Büyücü) olmak üzere üç ayrı sınıf bulunuyor. Savaşçı ve en önemlisi iyi bir lider olmak istiyorsanız Warrior, her zaman kötülüğe karşı mücadele etmek ve büyü kullanma yeteneklerinizle düşmanlarınızı ekarte etmek istiyorsanız Paladin, taktiksel konularda uzman olmak ve bilgelik yapmak istiyorsan Mage sınıfına dahil olabilirsiniz.

Garip yaratıklar

Oyun, hikayeyi anlatan bir videoyla başlıyor ve ardından kontrolü bize veriyor. Tam arkamızda bulunan kaleye girerek ilk görevimizi alıyoruz ve gitmemiz gereken yerin kapısını bizim için açacak olan kral ile karşılaşıyoruz. Burada açılan kapıdan geçtikten sonra, bize bütün yolculuğumuz boyunca eşlik edecek olan ejderhayı alacağımız bayan ile karşılaşıyoruz. Kendisi ile konuştuktan sonra bize seçenekler sunuyor ve bize en çok yardımı dokunacak olan ejderhayı seçiyoruz.





Ascension to the Throne Valkyrie

31 12 2009

Eneya’nın acı hikayesi

Televizyonda bazen denk gelirim. İkinci sınıf Amerikan aksiyon türündeki yapımlarda konu, olayların gelişimi aynıdır. Bazı zamanlar bunlar aksiyonu geçer, daha fantastik dünyalara, bilim kurgu türüne kayar. Ascension to the Throne Valkyrie işte böyle bir oyun, alt sınıfta kalmış. Conan çakması hikayeden bahsedersek: Başkarakter Eneyanın köyü yakılır, ailesi, arkadaşları öldürülür. Eneyayı da soğukta tek başına ölüme bırakırlar. Ancak yaşlı bir Orc onu bulur ve yetiştirir. Artık ölümcül, hızlıdır. Valkyrie olmuştur.

Yapıma giriş yaptığımızda ilk çeken noktayı modası geçmiş grafikler oluşturuyor. Valkyrie görsel olarak zamanın gerisinde kalmış. Animasyonlar da aynı şekilde. Yarı çıplak Eneya, kazık yutmuş gibi koşturuyor. Karakter koştukça, altındaki kaplamalar sanki biri tarafından arkadan çeker gibi kayıp, gidiyor. Grafiklere tamam deyip geçtik, varan ikiye geçiyoruz. Yapım oynanış olarak Heroes of Might and Magic, King’s Bounty vs gibi türdeki oyunlardan alıntı yapmış, ama bunu tam olarak da becerememiş.

“Yapımın grafikleri zamanın gerisinde seyrediyor.”

Heromuz Eneya. Grubumuz savaş dışında Eneya ile temsil ediliyor. Normalde oradan buraya TPS olarak ilerliyoruz, savaşlar ise sıra tabanlı olarak gelişiyor. Haritanın belirli yerlerinde etrafı alev çemberleriyle kaplı bölgelerde düşmanlar var. Eğer buraya adım atarsanız savaşa girebilirsiniz. Seçim sizin, ama diğer yerlere geçmek için illaki engel olan düşmanları ortadan kaldırmak lazım. Yani zorunluyuz. Sistem aslında oldukça basit, ama yapay zeka da bir o kadar basit. Herhangi bir savaşı kaybettiniz diyelim. Eğer Load edip, tekrar aynı düşmanlarla kapışırsanız, rakipleriniz daha önce ne yaptıysa gene aynı şeyleri tekrarlıyorlar. Senaryo hep aynı. Saldırdıkları hedef, attıkları adımlar, yaptıkları büyü hiçbir seferinde şaşmıyor. Normalde de zaten taktik yapamıyorlar, karakteriniz geliştikçe savaşlar iyice kolaylaşıyor.

Ben ne sandım

Ascension to the Throne Valkyriein haritası doğan görünümlü şahin gibi. Açık dünya gibi duruyor, ancak çevrede görünmez duvarlar var. Bazı yerlere gitmek istediğinizde, duvarlara çarpabilirsiniz. NPClerden görevler, adamlar alabilir, alışveriş yapabilir, büyüler öğrenebilirsiniz. Kullandığınız büyü ve eşya sayısı çok değil, az sayıda. Bazı zamanlar harita üstündeki sandıklardan altınlar alabilir veya karakterinizin stat özelliklerini geliştirmeyi seçebilirsiniz. Oyunda seslendirme yok. Diyaloglar sessiz ve oldukça basit. Seçebileceğiniz iki seçenek var: Savaşmak ya da savaşmamak. Müzikler aslında kendini tekrar etse de, oyunun beceremediği atmosfere uyuyorlar. Yapım, grafik ve ses yönünden eksik, ama içerik olarak da eksik kalıyor.





Oyunlara dokunun

31 12 2009

Oyun oynayış alışkanlıklarınızı değiştirmenin vakti geldi!
NSIST nVidia
Acer’ın Z5600 model dokunmatik PC’si, Windows 7′nin kaliteli özellikleriyle birleşince, istediğiniz her şeyi bir dokunuş sonucunda elde etmenizi sağlıyor. Ofis işlemlerinizi ve Internet gezintilerinizi bir kenara bırakırsanız Z5600, size oyun oynamayı da farklı bir keyif olarak sunuyor. Ne yazık ki bu durum, tüm oyunlar için geçerli değil.

Test için öncelikle RTS türü oyunları seçtik. Parmağımız ekranda basılı haldeyken tüm askeri birimlerimizi seçebiliyoruz. Bunun sonrasında gitmemiz gereken hedefe doğru tek bir dokunuş yapmamız yeterli. Aynı şekilde düşmanlara saldırmak için de önce birimlerimizi seçmemiz, ardından da düşman birimlere birer kez dokunmamız gerekiyor. Strateji oyunlarında yer alan envanter sistemlerini de kontrol edebiliyoruz. Haritanın farklı bir bölgesine gitmek için, küçük haritadaki bir bölgeye dokunmak ya da ekrana basılı tutarak parmağımızı kaydırmak yeterli oluyor. Mouse ve klavyeye hiç gerek kalmıyor. Dolayısıyla aldığımız sonuç başarılıydı.

“Emektar Red Alert 2′den bir görüntü”

FPS oyunları ise tam bir işkence halini aldı. Zaten sürekli olarak FPS türü yapımlar için kontroller hakkında yorumlar yapılır. En iyi kombinasyonun Klavye + Mouse olduğu belirtilip, Gamepad ile oynanan oyunların bu kadar rahat bir deneyim sunamayacağı söylenir. İş böyleyken dokunmatik ekrana sahip bir PC’yi bu kategoriye eklemeye hiç gerek yok diye düşünüyorum, zira hiç kullanışlı değil. Sadece ateş edebiliyor ve etrafa bakabiliyorsunuz. Bunu yapabilmek için bile bayağı beceri gerekiyor. Ayrıca olduğunuz yerden hareket edemiyorsunuz da. Dolayısıyla FPS oyunları için çok yanlış bir tercih.

Yarış oyunlarında da durum pek farklı değildi. Kamera açılarına etki eden dokunuşlar yaptığınızda, bu kez hız ve fren gibi unsurları kontrol edemiyorsunuz. Baktığımızda cihazın dokunmatik yönü, oyunlar için mouse’un tüm işlevlerini yerine getiriyor. Fakat mouse dışında klavyeye de fazlasıyla ihtiyaç duyan yapımlarda başarısız oluyor. Çünkü hem karakter işlemlerini kontrol etmek, hem de 3 boyutlu kamera açılarını değiştirmek (FPS, TPS ve RPG oyunları gibi), tek bir kaynaktan sağlanamıyor.

Sonuç olarak Z5600′ün strateji oyunları için iyi performansa sahip olduğunu görüyoruz. Yapılış önceliği oyun oynamak olmasa da, bu imkânı da sağladığı bir gerçek.





Greed (PC)

31 12 2009

Derin uzayda tek başına
NSIST nVidia
Dead Space, ismi gibi karanlık atmosferi ve korku hissiyatıyla 2008�in en iyi oyunlarından biriydi. Yönetilen karakter de ne askeri eğitim almış, ne de insanüstü güçlere sahipti. Normal bir mühendisti. Uzay gemisinin ıssızlığı, sürekli olarak oyuncuyu tetikte bekleten yapısıyla başarılı oldu. Şimdilerde de ikincisi hazırlanıyor. İkincisi yapıla dursun, Greed ile yine uzaya açılıyoruz ve bir sürü düşman bizleri bekliyor.

Derin karanlık

ClockStone tarafından yapılan Greed, Hack�n Slash türünde. İçinde RPG öğeleri de eksik edilmemiş. Klişe bir konuya sahip oyuna giriş yaptığımızda seçmemiz gereken üç sınıf yer alıyor. Bunlar: Marine, Pyro ve Plasma. Marine orta menzilden, Pyro yakın, son olarak da Plasma uzak menzilden etkili. İzometrik kamera açısından oynanan yapımda, genelde yaptıklarımız kilitli kapılar için anahtarı bulmak veya bazı sistemleri tamir edip, çalıştırır hale getirmekten ibaret. En başlarda görevler biraz farklı ve çeşitli gibi dursa da, ilerleyen zamanlarda birbirini tekrar eder hale geliyor. Tabii oradan buraya koştururken, karşımıza birçok engel ve düşman da çıkıyor. Mesela bir yere gitmek için güvenlik lazerlerini geçmek ve arkasından rakiplerinizle uğraşmak zorunda kalabilirsiniz.

Düşmanlar arasında robotlar, bir zamanlar insan olan zombiler, farklı ölümcül yaratıklar yer alıyor. Bazıları yakından gelip size vurmaya çalışırken, bazıları ise uzaktan etkili. Boss�ları da unutmayalım. Boss savaşları normal kapışmalara göre biraz daha zevkli geçiyor. Normal düşmanlarınız en aşağı üç kişilik gruplar halinde rakipler saldırıya geçiyor. Bu sayı daha da artıyor. Sayı da artsın, ama sizin de seviyeniz artıyor. Tecrübe puanı kazanıyor ve karakteriniz güçleniyor. Yalnız işin bu kısmı biraz fazla basit yapılmış. Statlar zırh, sağlık ve enerjiden oluşuyor. Yetenek ağacı biraz daha çeşitli. Kullanabileceğimiz aktif ve pasif yetenekler var. Bunlar defansif ve ofansif tarzda. Mermilerimize patlayıcı hasarı verenden, defansımızı arttıranlara kadar bulunuyor.

“ClockStone’un geliştirdiği Greed’te birçok farklı düşmanla savaşıyoruz.”

Büyük sıçrayış

Greed�in eşya sistemi zırh, başlık ve silahtan oluşma. Bu eşyaları düşmanlardan düşürebilir veya çevreden bulabilirsiniz. Sadece üç ana parçadan oluşan sistemde çeşitlilik de çok değil. Kullandığımız item�leri geliştirebiliyoruz. Soket olarak upgrade kitleri var. Bu kitler ekstra sağlık, daha fazla hasar vs� gibi özellikler veriyor. Yeni giydiğimiz bir zırh veya silah, görünüş olarak şekil şemada bir değişiklik yapmıyor. Sadece farklı bir renk sunuyor. Kontroller için sürekli fareyle haşır neşiriz. W, A, S ve D ile de karakterimiz ataklardan kaçınmak için sıçramalar yapıyor. Ateş etmek için de Free Fire�ı kullanmayı tavsiye ederim.

Greed, grafik olarak vasat bir seviyede. Sesler açısından da kendi için yeterli. Fizik etkileşim biraz da olsa var. Girdiğiniz herhangi bir odada ateş ettiğinizde, içerdeki eşyalar kırılabiliyor, parçalanabiliyorlar. Bu göze daha hoş geliyor. Yapımın belki de en zevkli kısmı aslında cooperative multiplayer�ı. Üç kişiye kadar online oynayabilirsiniz. Tek başınıza takılmaktansa, diğer oyuncularla senaryoyu oynamak eğlenceli oluyor.